::: Komik Fıkralar :::

 NEZAKETİN KARŞILIĞI

Oto galeri sahibi,düşünceli düşünceli başını sallayıp, karısına yakındı:
"Anlayamadım yahu! Üç ay önce yeni evli bir çifte, kelepir bir otomobil satmıştım. Aradan bunca zaman geçti, metelik göndermediler daha. Acaba başlarına bir şey mi geldi? Çok da dürüst ve sevimli insanlardı."
Bunun üzerine bir mektup daha yazıp, durumu hatırlatmaya karar verdiler. Ve üç gün sonra şu yanıtı aldılar:
"Sayın bayım... Evliliğimizin ilk gününde,oturup alacaklılarımızı üç gruba ayırdık:
1) En münasip zamanda alacakları ödenecek olanlar
2) Er geç alacakları bir gün ödenecek olanlar
3) Alacakları hiç bir zaman ödenmeyecek olanlar
Gösterdiğiniz olağanüstü nezaket karşısında sizi üçüncü gruptan ikinci grup alacaklılar sınıfına geçirdiğimizi bildirir,saygılarımızı sunarız."


KESTİRME YOLDAN

Poker partisi iyice kızışmıştı.Ortada da yüklü para vardı.Bütün parasını oyuna koyan adam yine kaybedince birden fenalaştı ve ötekilerin "ne oluyor?" demesine bile gerek kalmadan,kalpten ölüverdi.Adamın karısına haberi kim verecekti?İçlerinden birisini görevlen dirdiler:
"Sen güzel konuşursun.Git,karısına kestirme yoldan anlat olayı."
- O da gidip ölen adamın karısını buldu:
"Kocanız poker oynarken..."
- Kadın hemen sözünü kesti:
"Önündeki bütün parayı ortaya koydu."
"Koydu efendim."
"Sonrada hepsini kaybetti."
"Kaybetti efendim."
"Allah onun canını alsın."
"Aldı efendim..."


 AÇILMADAN İADE

Mezar taşlarına yazı yazan adama bir genç geldi:
"Bizim bitişikte oturan kimsesiz yaşlı kadın öldü de...Bana vasiyet etti,iki bin lira da para bıraktı.Kendisine bir mezar taşı yaptırıp üstüne de şunu yazdırmamı istedi: "Bakire doğ du,bakire büyüdü,bakire gezdi,bakire yaşadı,bakire öldü..."
Mezar taşı yazıcısı,delikanlıya şöyle bir baktı:
"İki bin liraya bu kadar kelime yazılır mı?Ama dur bakalım...Özetleriz kadının durumunu. Dört kelimeye indiririz."
Ve yazdı mezar taşını:"Açılmadan yüce makama iade!"


 FIRTINA PATLAYINCA 

Adamın biri günah çıkartmak için papaza gitmiş:
"Papaz efendi!" demiş..." Geçen gün uslu uslu otururken baldızım odaya girdi.Birden bire hava bozdu,bir fırtına,bir yağmur ben o anda ne yaptığımı bilemedim!"
Papaz, Allahın rahmetinden ümit kesilmeyeceğini söylemiş.
Günahkar: "Evvelki gün de... komşu kadın gelmişti... birden bir rüzgar,bir fırtına... Ondan sonra ne yap tığımın farkında değilim." Der demez,papaz kalkmış; pencereden bakmış: "Oğlum" demiş... "deminden beri havada bir sıkıntı var.Fırtına patlamadan sen şöyle bir dolaş ne olur,ne olmaz!"


 ÇAĞRIŞIM

Kilisede pazar günü rahip yağmurun yararlarını anlatıyormuş. Ne var ki,o "Tanrının rahmeti" dedikçe ön sırada oturan bir adam yüzünü buruşturuyormuş.rahip konuyu değiştirmiş,bu kez hırsızlığın kötülüğünden söz ederek "Çalmak haramdır." demiş.Ve yine dikkatini çekmiş: öndeki adam yine yüzünü bu ruşturuyor.
Rahip konuşmasının son bölümünde ise,başkasının karısına kötü gözle bakmanın ayıp ve günah olduğuna değinmiş, "Zina çok günahtır." deyince... O da ne : Az önce sık sık yüzünü buruşturan adamın birden neşyle gülmeye başladığını görmüş...Vaaz bittikten sonra rahip o adamı yanına çağırmış ve bu adamın hareketlerinin nedenini sormuş.adam biraz mahcup.
"Aziz peder" demiş."Siz tanrının rahmeti deyince,aklıma şemsiyem geldi.Bakındım:Şemsiyem yok... Yüzümü buruşturmamın nedeni,şemsiyemi kaybettiğimi sanışımdı.sonra siz hırsızlığın haram olduğunu söyle yince,şemsiyemin çalınmış olacağını düşündüm ve yine yüzümü buruşturdum.Ama ne zamanki siz zinanın ünah olduğunu,başkasının karısına bakmanın ayıp olduğunu söylediniz...Hah işte o zaman şemsiyemi nerede unuttu ğumu hatırladım."


 MESLEK

Garson,bifteği zorlukla kesmeye çalışan müşteriye,yılışık yılışık gülerek sorar:
"Nasıl buldunuz?"
- Müşteri,yarı kızgın,yarı alaylı:
"Bizim meslekte buna birinci kalite denir."
"O halde siz kasap olmalısınız."
"Hayır,kösele tüccarıyım."


 FITIK YERİ

Güzel bir kadınla çapkın bir delikanlı kompartımanda.Hanım,elinde sigarası,bacak bacak üstüne atmış,etrafı seyretmekte.Erkek sessizliği bozmak için pişkin bir tavırla:
"Hanımefendi," dedi. "Size ilginç bir teklifim var."
"Buyurun, sizi dinliyorum."
"Şu etekliğinizi diz kapaklarınızdan iki parmak yukarı kaldırırsanız elli dolar kazanabilirsiniz."
"Hayhay,buyurun." İstenilen seviyeye yükseltir.
"Teşekkür ederim efendim,alın elli dolarınızı."
- Bir müddet sonra yeni bir teklif:
"Şayet dört parmak kaldırırsanız yüz dolar hanımefendi."
"Derhal,buyurun."
"Sağ olunuz,buyurunuz yüz dolar."
Ve böylece pazarlık bacakların sonuna kadar gider dayanr.Fakat son teklif hanımdandır:
"Beyefendi," der. "Beşyüz dolara fıtık ameliyat yerimi de görmek ister misiniz?"
"Memnuniyetle..."
- Trenin,önünden geçmekte olduğu,ağaçlıklar içerisindeki binayı işaret ederek:
"Karşıda gördüğünüz hastanenin beşinci katıdır."


 KÜRK ALIRKEN...

Kadın uzun uzun inceleme ve pazarlıktan sonra bir kürk almıştı.Kaplan bir mantoydu bu.Paket yapılıken,son kez sordu.
"Yağmurda bozulmaz değil mi?Buruşmaz değil mi yağmurda"
"Rica ederim hanımefendi," dedi satıcı,"bugüne kadar yağmur altında dolaşan kaplanlardan hiçbirinin şemsiye taşıdığı görülmemiştir.Güvenebilirsiniz."


 PLAKASI

Sonradan görme karı koca bir müzeyi geziyorlardı.Bir Mısır mumyasının önüne geldiler.Hayatlarında ilk kez böyle bir şey görmenin şaşkınlığı içinde bakarken,mumyanın önündeki yazıya gözleri ilişti."İ.Ö. 41" yazılydı.
Kadın: "Ne demek İ.Ö. 41.." dedi.
Kocası: "Anlaşılmayacak bir şey yok...Adama çarpıp da onu bu hale getiren araba nın plakası herhalde"


 DÜŞÜNEN ADAM VE BAKİRE

Rodin'in Düşünen Adam ve Bakire adlı yapıtları Fransa sarayınca yasak yayın arasına sokulmuştu.Herhangi bir sebeple çoğaltılmış ve satılmış olan ların derhal toplatılması bir bildiriyle istenmişti.Bu emir yerine getirilmiş olmalıydı herhalde,bir vali saraya çektiği telgrafta:
"İl sınırlarımızda düşünen adam ve bakire kalmadı " diye yazıyordu.


 

Ana Sayfa | Sağlık | Çocuk | Sohbet | Sizin Sayfalarınız | Firmalar | E-Mail | Tatil | Eğlence
Kadın | Erkek | Genç | Kültür-Sanat | Forum | E-Kart
Reklam | İletişim | Künye | Site Haritası